“Yapabilecek başka bir şey kalmadığından,bu sefer,başarılı olayım dedim,en azından ” dedi . Büyük konuşuyordu. Vakit harcıyor,kendini zamana boğuyor,herhangi bir şeye isyan edip,anarşist ruh halini ereksiyon ediyordu. Çok konuşuyordu,hep aynı şeyi söylüyor,ama hiç kendini tekrarlamıyordu. Çünkü neden’leri hep eylemlerinden sonra geliyordu. Tam konuşulduğu anda,ilk kez düşündüğü düşünceler,bir sonraki cümleyi tahmin edemediği,akrabalarının kendisini sevk ettiği ’ olgunluklar’ içinde yüzüyordu .Yüzü çocuktu,sakalı seyrek,dişleri sarı,kalbi temizdi,eşyasız bir kiralanmaydı bu,zihni çalışıyor,ya da çalışır gibi yapıyordu belki,iki cümlesinden birisi diğeri ile ilgiliydi. Yani,yarat ve yoket modeli ..
Kalmamıştı,yaşına bakıldığı zaman,daha yaşaması gereken bir sürü bir şey olması gerekiyor,gözlerini tek bir noktaya odaklaması,ondan sonra sigaraya başlaması,içkiyi azaltması,büyük kitaplar okuması,topluma ayak uydurması gerekiyordu,yapmadı,isterse yapardı,ama yapmadı,çünkü istemek,yapmanın yarısı falan değildi . İstemek bir şeyin kendisiydi. Ve hiç bir ” kendi” eylemlerin boyunduruğuna girmezdi,tarihin yazması için edilecek cümleler dudakları kurutur,tuttuğun nefes,klorofillerin gücüne gidebilirdi. Tanrı,ilk önce,kendisini yaratmıştı.
Yineliyordu,burdan annesine,babasına,ablasına,teyzesine selam göndermiyordu. Özlediği ilkokul arkadaşları yoktu. Lise hayatı çılgınlıklar içinde geçmemişti,kendi kendine itiraf etti,bir gün aynanın karşısına geçti,bir mektup yazdı,herkes ölmediğine şükredecekti,kurbanlar kesilecek,önce sağlık’ denilecekti,çünkü hayat fazla kısa,insanlar fazla sağlıklıydı,psikoloji diye bir şey icad edilmiş,başarılar bile film haline getirilmiş,hayat,tecavüz filmlerinden zevk alan otuzbircilerin yeri olmaktan çıkmış,konulu,sağlıklı,düzenli,parttime,cinsellik üzerine kurulmuş,ve yine iki cümleden birisinin,diğer cümleyi nemlendirdiği bir birliktelik halini almıştı ..
Aynanın karşısına geçip,saçlarını düzellti. Kaşları birleşmek üzereydi. Çok kilo almıştı . Kulağını deldirmek istediğini annesine söylemiş,’ ne gereği var ’ cevabını almıştı . Durdu,bir daha durdu,zaten hep dururdu,durmaktan başka hiç bir eylemi yoktu keza,ama ağırdı,can yakardı,insanlar yanlarından geçerden omuz atardı,o umursamazdı,sonra insan kalmadı,insanlar,kahvaltılık tabakların içinde,zeytinlerin arasında kendilerine birer yer buldular,binalara sığındılar,belki umutlara,belki kendilerine,ama muhakkak,bir şeylere sığındılar .
Büyük cesaret gibi göründü bir den bir önceki cümle,kendi kendine . Durdu düşündü,annesi içerden bağırdı,mutfak masasının dağınık oluşunu dert edinmesi gerekiyordu . Çünkü zaman,ancak,dert edinerek geçebilecek kadar terbiyesizdi. Zamanı ikna etmek gerekiyordu . Sayılı günün çabuk geçmesi için sayılı günler belirlemek,atasözlerinin deşifresini yapmak gerekiyordu. Bilmiyorum farkında mısınız ? diye sordu sonra aynaya,bağıra bağıra,her gün,kaç atasözü,bizi düzüyor,sormadan,izin bile almadan,sonunda,sigara bile yaktırmadan .
Çok konuşuyordu,aynaya daha güzel insanların olup olmadıklarını sormuyordu,başlıklardan bahsediyordu,çantamızda gezdirdiğimiz,o başlıkların sponsorluğunda ancak konuşabildiğimiz,kendimizi anlatabilecek kadar bile konuşamadığımız,konuşabildiğimiz kadar kendimizi anlatabildiğimiz,eğim açımızın cosinüsüne tutsak olduğumuz,bir şeylerden,bahsediyordu adam ..
Hikaye kuramazdı,kurgusu zayıftı . Girişleri,gelişmelerden bağımsız,sonuçları gelişmeleri bir gecelik zevk için heba eden cinstendi. Bütün kadınlar üzülmüştü,annesine baktı,ve bunu düşündü,her gün yaşlandığını gördüğü annesine,bu sefer bağırmadan,tüm kahve fallarının dibine dilini değdirmiş gibi,irkilerek,ama bir okadarda sakin,bütün kadınlar üzülmüştü’ dedi annesine ..
Yapacak bir şey kalmamıştı . Yaptığı pek az şey vardı ancak . Oyalanıyor gibi görünüyordu . Çok yanlıştı,çünkü oyalanıyordu . Kelimelerin bize anlatmak istediği bir şeyler her zaman vardı,çocuk durdu,bir daha aynaya baktı,uzun uzun, ne gereği var diye düşündü,konuşma baloncukları avizeye kadar uçtu,iple bağlı değildi kalın bileğine,hem bağlı olsa bile,bileği kalın değildi,iki cümlenin arası kadar …
Yapılabilecek listesini hazırlayan şef garsonlar,kitaplarının kenarlarının bükülmesinden hoşlanmayan,telkin,tavsiye,taviz ve özellikle cümleler ile,birbirlerini taciz edebilen yaratıklardan bahsetti biraz kendine kendine .
Her doğum gününde ağladı . Babası ona her doğum gününde,harçlık verdi . Dedesi,harçlık veremediği için hastalandı . Anneannesi harçık alması gerektiği için ondört yaşında evlendi,annesi harçlık yüzünden,otuz yıl geçirdi,sonra durdu,bunların hepsi kurguydu . Bunların hepsi,başından beri kurguydu .
Tanrı,önce kendini yaratmıştı .
Ve yalan söyledikçe,insanın,ömrü,uzuyordu . Pinokyo gibi,değil .
Düşünülebilen olasılıklar zihni rahat ettiriyordu,çünkü tecrübe her şey idi . Olasılıkları düşünmek,girişleri tahmin etmek,’ ha bi de şu var ’ diyebilmek,zihni kuş tüyü yataklara atıyordu. Tüyler uçuşuyor,güzel bir müzik giriyor,sonra yine,kadınlar üzülüyordu ..
Çok küçükken,annesi,ekmek parası için,çıkıyor,gidiyordu evden . Okumuştu,yüksek tahsil yapmış,ailesinin gurur kaynağı olmuştu,kocasını bile seçen,o aile,gurur kaynağı olmak zorundaydı,oldu,kaynadılar,hep,insanlar,aralarda,kaynak oldular,ve herşeyin kaynağı oldular .
Bi insan neden ölür ? diye sordu bir cümle arasında,sigaraya başlamadığı için,sigarasını yakamadan,canı sıkılarak,öksürmekten korkarak ..
”Yapacak başka bir şey kalmadığından,bu sefer,başarılı olayım en azından dedim ”
Bir adam yanaştı masasına,uzun süredir onu izlediği belliydi,gözleri kronolojik bir hazırlık yapmış,sunum yapma niyetiyle kravat takan bir boyun vardı,başla gövdeği bağlayan devre arasında ..
Merhaba diye seslendi,ve emin olduğu tek bir şey vardı,bu adam,bu hikayeye girmeliydi .
Herşey kurguydu . Her bir şey kurguydu . Ve mesela,her şey’in kurgu oluşu,her şey’e çok şey katardır .
Merhaba diye cevapladı,hikayenin anlatıcısı,ve bir bira ikram etmesi gerektiğini kendi kendine hatırlattıktan sonra,yine bir önceki cümleye boyun eğerek,şu anda yapması gereken işleri düşünerek,bir kadını özleyerek,fiskiyelerin altında sevişmeye çalıştığı plastik topları hatırlayarak birazda durdu,bu sefer,çok durdu,gözlerini adama çevirdi,bir daha merhaba dedi,bir bira söyledi,adisyona bir sürü çarpı işareti eklendi,zaman geçti,sigara başladı,üç ya da dört kere ereksiyon oldu,geçmiş,en çok vizyon’a giren haldi,iyi oldu,tecrübe,yakınlaştı,ve akıl,olasılıklar ile doğru orantılıydı .
Bir kadın sahneye fırladı,soyundu,bakın dedi,bu beden,benim . Kulağını tırmalamıştı bu sahne,cebinden,ortası delik,kokulu silgisini çıkardı,boynuna bağlaması için babası,köşedeki kırtasiyeden almıştı . Hayat,bu kadar köşeliydi,ve insanlar,bölmeli kahvaltılık tabaklarda yaşamaktan büyük keyf alırlardı ..
Silgiyi,sahneye fırlattı. Kadın gitti . Olmadı . Sahne çok uzak değildi . Sözler alt yazı ile geçiyordu,zaman daralıyor,saat işliyor,ve yine bir yerlerde, ’ insan ’ ölüyordu .
İki dakikanın arasına kafasını doktu,bir eliydi akrep’i tutup,yelkovanı biraz önceki kadının ağzına soktu. Sinirlenmemişti,eylem gerekiyordu,yaptı. İçi rahattı, ’ en azından ’ ile başlayan bir sürü cümle kurabilirdi artık .
” Kontrol edemediğin tecrübe,alışkanlığındır ” dedi . Yanında oturan adamın yüzüne baktı . Adam konuştu .
” Ne gereği var şimdi ” .
” Lütfen gider misin,gözümü alıyor,gerekliliğin ”
” Tamam ” dedi ve dünyada ilk defa,tırnak içinde bir eylem gerçekleştirdi .
” gitti ” ..
Adam elini cebine soktu,çok tecrübeliydi,sahnede duran silgiyi ve biraz önce heba ettiği dakika’yı yeniden göze aldı,salise ile doksandokuzu yakaldı,gol diye bağırdı .
Silginin,ipini aldı .
Sonra da,canını .
Tanrı,en son,kendini yok etti .