~ Sunday, August 21 ~
Permalink

zırh.

sofyan uçuştu

bir adamın yüzüne kondu.

adam ürktü yüzünün ev sahipliğinden

başını salladı

sofyan uçuştu

adamın omzuna kondu

adamın üzerinde öyle kalın bir tecrübe vardı ki

hissetmedi onu

başını çevirip omzuna bakmaksa

yüzünden bir aşkı daha kovmak için

başını sallayıncaya kadar

aklına gelebilecek en son şeydi.


~ Sunday, July 10 ~
Permalink

Tecrübelli Bardak **

Uyandığımda dünya hazırdı,patlamalar gerçekleşmiş,ilk sevişme gerçekleşmişti. tıp bilimi ilerliyordu,teknolojiye daha vardı,ama gıdıklıyordu geleceği . sonra güneş doğdu,şaşırdım,hep şaşırırdım,o yüzden şaşırdığıma artık şaşırmama kararı aldım,beklediğim bir şeydi,saolsun,gerçekleşti,sağ oldu,bir de,kimseye bir faydası dokunmadı . 

Üçüncü tekil şahıs geldi bir sabah kapıma,yine güneş doğmuştu,her şey yolundaydı,yollar icad edilmişti,ve tekrar etmekte yarar olmasada,cümle var,ilk sevişme gerçekleşmişti. kutusunda çıkarılan mutfak robotunun fonksiyonları kendini yavaş yavaş belli ediyordu,kullanma klavuzu bir şeydi,o şey,tecrübeydi .içeri buyur ettim,odama çıktık,üzerime rahat bir şeyler giymeme izin vermeden,sevişmeye başladık . ’ o ’ iyi sevişiyordu,gücü,kuvveti yerindeydi,ama dokunmuyordu bana,geçip,cümle kuruyordu,bir sürü hikayeden bahsediyordu,ben’ olduğundan,sen’ olduğundan,işine gelen her bir cümlede kendine yer bulduğundan,falan . uyandığım beyaz çarşaf hala beyazdı,’ o ’ yoktu,ama cümle huzursuzdu,toparlandı,kendine geldi,geliyordu,gelmeliydim,geldi .

uyandığında beyaz çarşaf hala beyazdı . üçüncü tekil,ayakkabılarını giydi,ayakkabılarıyla antreye kadar girdi,aynanın karşısına geçti,saçlarını düzeltti,burun deliklerinden içeri baktı,bir şey göremedi . ağzının içine baktı,baklalar hala ıslaktı,atasözleri kitabına selam gönderdi,onlar olmasaydı ne yapardı,yine cümle kurardı,ama olsun dedi,konuşmaya devam etti,iş aramaya çıkacaktı,güneş vardı,içine hep uzun kollu giyerdi,uzun kollu giymek güven verirdi,ve bu cümle yanlızca bir kadın anlayabilirdi,o kadın,o kadın’dı,ve hikayenin elle tutulurluğu bir cümle ile sınırlıydı,tekrardan yoluna baktı,paspasa ayaklarını sildi,hayır içeri girmedi,dışarı çıkarken,temiz kalmak istemedi,paspasın biriktirdiği kiri,ayağına hediye etti,sonra yürüdü.

Toplu yaşım araçlarının toplanmasına yardım etti,kalkana kadar dolmuşların içinde bekledi,dolmalarına bir ’ kala,dolmuşları terk etti,anasını sikildi,ağzına sıçıldı,ecdadı,çok sikindeydi,küfür etti,insanların gözleri kalınlaştı,mercek vardı,ha bir de,gerçek vardı,gözlüksüz’ dışarı çıkamaz ibaresi,alının ortasındaydı .

Tek dil bilirdi,konuşurdu. çok konuşurdu,ama anlatmak zordu,cümleler kiralık gibiydi. sağ taraftan bir kadın sesi yükseldi,yolun ortasındaydı kadın,karşıdan karşıya geçmeye çalışıyordu,eteği kısaydı,ömrü gibi,yırtmaçlıydı,geçmişi gibi,hava kaçırıyordu dudaklarının küçüklüğü,sibop gibi,deniz’ in güzelliğini haketmiyordu,hak etmekle alakalı bir cümle daha kuruldu,kendinden nefret etti.

tek dil bilirdi,konuşurdu,çok konuşurdu . güneşin tam tepemizde olduğunu bilen amca uzaktan bağırdı,elinde plaj çantası,dudaklarının kenarında karpuz kırmızılığı vardı, şortu ıslaktı,gözleri kızarmış,sigarasanın dumanına kimse sarlmamıştı,yanlızdı,bir de,çok yanlıştı,yaşlıydı,bunu söylemeye gerek duymazdı . Sucuk bir tost istedi,bir de çay,demli .Garson geç kalacaktı,çünkü hep hayatı yakalamaya çalışırdı,ne kadar başararırdı,finallerden sonra belli olacaktı,oldu. Başaramadı,her hikayenin sonu gibi,adam öldü . yaşayacak başka bir şey buldu,ya da bulmadı,bir vazgeçiş,bazen sadece bir vaz geçişti,her işte bir hayır’ yoktu,her ömür’de bir yarın’ yoktu,var gibi davranırdı insanlar,her işe bir hayır bağlarlardı,o işe’ saygı duymadan,ya da duyarak belki,ben nereden bilebilirim ? dedim .

tatsızlık verdim,olmadı,saçlarım uzamıştı,bir şey söylecektim,hatırlayamadım . hadi,ben gittim. dedim .

demin .

tek dil bilirdi. ilk sevişme gerçekleşmişti .neyi nereye sokacağımızı bilir hale gelmiştik sonunda. saçlarımız her gün uzardı . erkek kuaförlerinde hep posta’ gazetesi okurlardı . çünkü erkeklikleri posta’ hesabına göre onaylanırdı .

tek dil bilirdi . iş aramaya çıkmıştı . 

kendine yabancılaştı . bir joystick aldı,coysitik’ nasıl yazılırdı,önemsemedi. google’ bunu mu demek istediniz ? demedi. diyemedi,gözleri çapak bağladı,köprüyü geçti,ayı’lar kış uykusundaydı. bulaşmadı . 

tek dil bilirdi.iş aramaya çıkmıştı .

milli piyango’dan zengin olma ihtimali vardı,olmadı . yaşadı . 

tek dil bilirdi.

azdı.

kendine yabancılaştı .

iki dil bildi,en az.

kendine,kendine anlatabilecek kadar yabancı dil’i oldu .

cv yazamadı .

referansları tavuk dönerin içine konulan ketçap’tı . 

dayanamadı .

diğer satırlara geçmeye karar verdi .

orjinal değildi .

cd’ si vardı . 

cd’siz sevemezdi .

bir de,telapatisi,sınırlıydı ,4 gb. 

yapamadı .

bir coysitik buldu .

onun adını,tecrübe koydu. **


~ Wednesday, June 29 ~
Permalink

rast’

yol

günlük gerekliliklerinin zorunlu güzergah belirlediği yoldan her günkü umursamazlık ve alışkanlıkla,görecek yeni bir şeyin kalmamasından mütevellit kararlıklıkla sadece yola bakarak,yolun sadece ayaklarına değen eksenine bakarak yürüyordu.birden nereden yansıdığı meçhul bir ışık çarptı gözüne,durdu,böyle parlak bir şeyi evvelden hiç görmemişti.eğildi ve yerden bardağı aldı..

bardak

altı taneydiler,altısı bir taneydi 

altısı aynı kartonda

altısı altı bin dudağa değecekti

kadın geldi,altısını birden aldı

altı bardak parası ödedi

bulaşık makinesinde altısı birden yıkandı

rafa altısı yan yana dizildi

kadın altısından birini ayırdı

o birine biraz su ve bir menekşe yaprağı koydu

ve o biri yüklendiği menekşe barınağı misyonuyla

bir başka eve taşındı

cam kenarına kondu,içindeki yaprak çimlendi

bardak menekşeyi çok sevdi

menekşe büyüdü,bardaktan alındı,saksıya dikildi

bardak üzüldü

sonra evin küçük çocuğuna suluboya kabı oldu

çocuk bin bir renk bıraktı fırçasının ucundan bardağa

bardak çocuğu çok sevdi

çocuk büyüdü,sıkıldı boyalarından

ki bardak çocuğun hayatında yalnızca boyalardan ötürü vardı

bardak üzüldü

bir çeyiz sandığında özenle saklanmak varken

“hayata bak”tı

bardak evden kaçtı

sokakta o’nun gözüne çarptı.

japon balığı

“bir akvaryumda damızlık olarak dünyaya geldim.anam yumurta bıraktı akvaryumun dibine babam üzerine spermini.yani bizim akvaryumda kimse sevişmezdi.yine de ürerken su beyazlaşır,mahremiyet baki kalırdı.ben yavru olmadım hiç.anamı da babamı da bilmem.ergen yaşa gelince bir kepçeyle alınıp naylon bir poşete kondum.sonra da bu ofisteki akvaryuma,diğer balıkların yanına.hepsinden daha parlaktı rengim ve tutkularım vardı.seçilecektim ve sevişerek üreyecektim.”

ofis

dosya yığının arkasındaki sandalyeye oturdu çantasından bardağı çıkardı,masanın üzerine koydu.bardağın saçtığı olağanüstü ışığa tekrar inanamadı.ama bu şaşkınlık bir gereklilik sonraya ertelenebilirdi,balıkları yemlemesi gerekiyordu zira.akvaryuma yöneldi.durdu,bardağa baktı,döndü,akvaryuma baktı.aynı ışık,aynı renk.bardağı kaptı,akvaryuma daldırdı ışıklı japon balığını aldı.

son

bardak balığı çok sevdi.balık bardağı çok sevdi.seviştiler ve dünyaya bir “tecrübe” geldi.



Permalink

..bir şeye adanmak o şeyden başka tüm yolların kapalı olmasıdır.istemekse o şey için diğer tüm yolları kapatmak.yaşarken seçeneksizleşir hayat,lakin ‘tecrübe’ kümülatif değildir.objektif o biricik yola odaklanır,arka plan flulaşır,ve ‘tecrübe’ ancak denklanşöre basarken edinilir,görüntüyü netlerken sadece o kısacık anda..

(Source: youtube.com)


~ Saturday, June 25 ~
Permalink

Tecrübelli Bardak

“Yapabilecek başka bir şey kalmadığından,bu sefer,başarılı olayım dedim,en azından ” dedi . Büyük konuşuyordu. Vakit harcıyor,kendini zamana boğuyor,herhangi bir şeye isyan edip,anarşist ruh halini ereksiyon ediyordu. Çok konuşuyordu,hep aynı şeyi söylüyor,ama hiç kendini tekrarlamıyordu. Çünkü neden’leri hep eylemlerinden sonra geliyordu. Tam konuşulduğu anda,ilk kez düşündüğü düşünceler,bir sonraki cümleyi tahmin edemediği,akrabalarının kendisini sevk ettiği ’ olgunluklar’ içinde yüzüyordu .Yüzü çocuktu,sakalı seyrek,dişleri sarı,kalbi temizdi,eşyasız bir kiralanmaydı bu,zihni çalışıyor,ya da çalışır gibi yapıyordu belki,iki cümlesinden birisi diğeri ile ilgiliydi. Yani,yarat ve yoket  modeli ..

Kalmamıştı,yaşına bakıldığı zaman,daha yaşaması gereken bir sürü bir şey olması gerekiyor,gözlerini tek bir noktaya odaklaması,ondan sonra sigaraya başlaması,içkiyi azaltması,büyük kitaplar okuması,topluma ayak uydurması gerekiyordu,yapmadı,isterse yapardı,ama yapmadı,çünkü istemek,yapmanın yarısı falan değildi . İstemek bir şeyin kendisiydi. Ve hiç bir ” kendi” eylemlerin boyunduruğuna girmezdi,tarihin yazması için edilecek cümleler dudakları kurutur,tuttuğun nefes,klorofillerin gücüne gidebilirdi. Tanrı,ilk önce,kendisini yaratmıştı. 

Yineliyordu,burdan annesine,babasına,ablasına,teyzesine selam göndermiyordu. Özlediği ilkokul arkadaşları yoktu. Lise hayatı çılgınlıklar içinde geçmemişti,kendi kendine itiraf etti,bir gün aynanın karşısına geçti,bir mektup yazdı,herkes ölmediğine şükredecekti,kurbanlar kesilecek,önce sağlık’ denilecekti,çünkü hayat fazla kısa,insanlar fazla sağlıklıydı,psikoloji diye bir şey icad edilmiş,başarılar bile film haline getirilmiş,hayat,tecavüz filmlerinden zevk alan otuzbircilerin yeri olmaktan çıkmış,konulu,sağlıklı,düzenli,parttime,cinsellik üzerine kurulmuş,ve yine iki cümleden birisinin,diğer cümleyi nemlendirdiği bir birliktelik halini almıştı ..

Aynanın karşısına geçip,saçlarını düzellti. Kaşları birleşmek üzereydi. Çok kilo almıştı . Kulağını deldirmek istediğini annesine söylemiş,’ ne gereği var ’ cevabını almıştı . Durdu,bir daha durdu,zaten hep dururdu,durmaktan başka hiç bir eylemi yoktu keza,ama ağırdı,can yakardı,insanlar yanlarından geçerden omuz atardı,o umursamazdı,sonra insan kalmadı,insanlar,kahvaltılık tabakların içinde,zeytinlerin arasında kendilerine birer yer buldular,binalara sığındılar,belki umutlara,belki kendilerine,ama muhakkak,bir şeylere sığındılar . 

Büyük cesaret gibi göründü bir den bir önceki cümle,kendi kendine . Durdu düşündü,annesi içerden bağırdı,mutfak masasının dağınık oluşunu dert edinmesi gerekiyordu . Çünkü zaman,ancak,dert edinerek geçebilecek kadar terbiyesizdi. Zamanı ikna etmek gerekiyordu . Sayılı günün çabuk geçmesi için sayılı günler belirlemek,atasözlerinin deşifresini yapmak gerekiyordu. Bilmiyorum farkında mısınız ? diye sordu sonra aynaya,bağıra bağıra,her gün,kaç atasözü,bizi düzüyor,sormadan,izin bile almadan,sonunda,sigara bile yaktırmadan . 

Çok konuşuyordu,aynaya daha güzel insanların olup olmadıklarını sormuyordu,başlıklardan bahsediyordu,çantamızda gezdirdiğimiz,o başlıkların sponsorluğunda ancak konuşabildiğimiz,kendimizi anlatabilecek kadar bile konuşamadığımız,konuşabildiğimiz kadar kendimizi anlatabildiğimiz,eğim açımızın cosinüsüne tutsak olduğumuz,bir şeylerden,bahsediyordu adam ..

Hikaye kuramazdı,kurgusu zayıftı . Girişleri,gelişmelerden bağımsız,sonuçları gelişmeleri bir gecelik zevk için heba eden cinstendi. Bütün kadınlar üzülmüştü,annesine baktı,ve bunu düşündü,her gün yaşlandığını gördüğü annesine,bu sefer bağırmadan,tüm kahve fallarının dibine dilini değdirmiş gibi,irkilerek,ama bir okadarda sakin,bütün kadınlar üzülmüştü’ dedi annesine ..

Yapacak bir şey kalmamıştı . Yaptığı pek az şey vardı ancak . Oyalanıyor gibi görünüyordu . Çok yanlıştı,çünkü oyalanıyordu . Kelimelerin bize anlatmak istediği bir şeyler her zaman vardı,çocuk durdu,bir daha aynaya baktı,uzun uzun, ne gereği var diye düşündü,konuşma baloncukları avizeye kadar uçtu,iple bağlı değildi kalın bileğine,hem bağlı olsa bile,bileği kalın değildi,iki cümlenin arası kadar …

Yapılabilecek listesini hazırlayan şef garsonlar,kitaplarının kenarlarının bükülmesinden hoşlanmayan,telkin,tavsiye,taviz ve özellikle cümleler ile,birbirlerini taciz edebilen yaratıklardan bahsetti biraz kendine kendine .

Her doğum gününde ağladı . Babası ona her doğum gününde,harçlık verdi . Dedesi,harçlık veremediği için hastalandı . Anneannesi harçık alması gerektiği için ondört yaşında evlendi,annesi harçlık yüzünden,otuz yıl geçirdi,sonra durdu,bunların hepsi kurguydu . Bunların hepsi,başından beri kurguydu . 

Tanrı,önce kendini yaratmıştı . 

Ve yalan söyledikçe,insanın,ömrü,uzuyordu . Pinokyo gibi,değil .

Düşünülebilen olasılıklar zihni rahat ettiriyordu,çünkü tecrübe her şey idi . Olasılıkları düşünmek,girişleri tahmin etmek,’ ha bi de şu var ’ diyebilmek,zihni kuş tüyü yataklara atıyordu. Tüyler uçuşuyor,güzel bir müzik giriyor,sonra yine,kadınlar üzülüyordu ..

Çok küçükken,annesi,ekmek parası için,çıkıyor,gidiyordu evden . Okumuştu,yüksek tahsil yapmış,ailesinin gurur kaynağı olmuştu,kocasını bile seçen,o aile,gurur kaynağı olmak zorundaydı,oldu,kaynadılar,hep,insanlar,aralarda,kaynak oldular,ve herşeyin kaynağı oldular .

Bi insan neden ölür ? diye sordu bir cümle arasında,sigaraya başlamadığı için,sigarasını yakamadan,canı sıkılarak,öksürmekten korkarak .. 

”Yapacak başka bir şey kalmadığından,bu sefer,başarılı olayım en azından dedim ”

Bir adam yanaştı masasına,uzun süredir onu izlediği belliydi,gözleri kronolojik bir hazırlık yapmış,sunum yapma niyetiyle kravat takan bir boyun vardı,başla gövdeği bağlayan devre arasında ..

Merhaba diye seslendi,ve emin olduğu tek bir şey vardı,bu adam,bu hikayeye girmeliydi .

Herşey kurguydu . Her bir şey kurguydu . Ve mesela,her şey’in kurgu oluşu,her şey’e çok şey katardır . 

Merhaba diye cevapladı,hikayenin anlatıcısı,ve bir bira ikram etmesi gerektiğini kendi kendine hatırlattıktan sonra,yine bir önceki cümleye boyun eğerek,şu anda yapması gereken işleri düşünerek,bir kadını özleyerek,fiskiyelerin altında sevişmeye çalıştığı plastik topları hatırlayarak birazda durdu,bu sefer,çok durdu,gözlerini adama çevirdi,bir daha merhaba dedi,bir bira söyledi,adisyona bir sürü çarpı işareti eklendi,zaman geçti,sigara başladı,üç ya da dört kere ereksiyon oldu,geçmiş,en çok vizyon’a giren haldi,iyi oldu,tecrübe,yakınlaştı,ve akıl,olasılıklar ile doğru orantılıydı . 

Bir kadın sahneye fırladı,soyundu,bakın dedi,bu beden,benim . Kulağını tırmalamıştı bu sahne,cebinden,ortası delik,kokulu silgisini çıkardı,boynuna bağlaması için babası,köşedeki kırtasiyeden almıştı . Hayat,bu kadar köşeliydi,ve insanlar,bölmeli kahvaltılık tabaklarda yaşamaktan büyük keyf alırlardı ..

Silgiyi,sahneye fırlattı. Kadın gitti . Olmadı . Sahne çok uzak değildi . Sözler alt yazı ile geçiyordu,zaman daralıyor,saat işliyor,ve yine bir yerlerde, ’ insan ’ ölüyordu . 

İki dakikanın arasına kafasını doktu,bir eliydi akrep’i tutup,yelkovanı biraz önceki kadının ağzına soktu. Sinirlenmemişti,eylem gerekiyordu,yaptı. İçi rahattı, ’ en azından ’ ile başlayan bir sürü cümle kurabilirdi artık . 

” Kontrol edemediğin tecrübe,alışkanlığındır ” dedi . Yanında oturan adamın yüzüne baktı . Adam konuştu .

” Ne gereği var şimdi ” .

” Lütfen gider misin,gözümü alıyor,gerekliliğin ” 

” Tamam ”  dedi ve dünyada ilk defa,tırnak içinde bir eylem gerçekleştirdi .

” gitti ” ..

Adam elini cebine soktu,çok tecrübeliydi,sahnede duran silgiyi ve biraz önce heba ettiği dakika’yı yeniden göze aldı,salise ile doksandokuzu yakaldı,gol diye bağırdı .

Silginin,ipini aldı . 

Sonra da,canını .

Tanrı,en son,kendini yok etti .